Demir Kapının Ardı

Standard

Yıllar sonra adını ikinci kez duyacağımı tahmin etmezdim. İlkinde öldüğü haberini almıştım. Derin bir üzüntü ile telefonda haber vermişti babam.

“Hatırlıyor musun bizim koğuşta bir Cengiz vardı. Korkardınız ondan. Hani aklını kaybetmişti. İşte o ölmüş.”

Yanına yaklaşmaya korktuğumuz, koğuşun yitiği. Cengiz abi ölmüştü. Şimdi ise bir yazının konusu olarak yine Cengiz abinin öldüğünü hatırlıyorum. Cengiz’in Terliği ise içimi burkan bir diğer ayrıntı.

O dönemlere dair çok az yüz hatırlıyorum. Hapishanenin o günkü boyuma göre devasa olan giriş kapısı, annemin üzerinin defalarca aranışı, geçtiğimiz sayısız x-ray cihazı, ve betondan avlu. Beton olan bir yerin beni bu kadar itiyor oluşu oradan mı kaynaklı diye düşünürüm arada. Gözünün alabildiği her yer beton. Evet, burası bir cezaevi.

Üzerinde sadece küçücük bir pencerenin olduğu demir kapının önüne geldiğimde içimde hep bir korku olurdu. Kapıdan babamın koğuşuna kadar giden yol uzundu. Gardiyanlar, gide gele bizi tanıyorlardı ama ya orada kaybolursam, ya o beton binada yolumu bulamazsam diye endişelenirdim hep. Neyse ki sonu hep babama, ve koğuşuna varıyordu.  O, gözüme devasa gelen beton avlunun üzerindeki “İslami hareket engellenemez” yazısına hayretle bakardım. Söylenmemesi gereken, gizli bir şeydi benim için bu söz. Bir yandan gururla baktığım, diğer yandan babamın bizden uzakta, o beton yığını içinde kalmasına sebep… İslami hareket… Betonların, demir kapıların ardında kalan…

Çocuk aklım ne bilirdi İslami Hareket’i bilmem, ama babama “Neden buradasın?” diye sorduğumda; “Müslüman olduğumuz için” cevabını almak iliklerime kadar ürpertmişti beni. Demek bu ülkede müslüman olmanın hakkı buydu. Demir kapılar ardına, ve betonlar arasına mı yakışırdı Müslüman olmak? Ben yine de sokakta, oyunlarımın arasına “Biliyor musunuz, İslami hareket engellenemez!” diye sıkıştırıyordum, çünkü hapishaneye sığmıyordu çocuk aklımdaki Müslüman Olmak, oraya yakışmıyordu.

Yüzünü hayal meyal hatırladığım siyahlar içinde bir abla vardı orada. Kimdi, neciydi bilmiyordum, ama biliyordum ki o da Müslüman olduğu için bu devlete tehlikeli gelenlerden biriydi. Görüş günlerinde ailelerinden birini ziyarete gelen bütün çocuklar olarak onu ziyaret eder, yanına uğramadan gitmezdik. O ablayla birlikte marşlar söylediğimizi, bize oyunlar oynattığını hatırlıyorum.

Cengiz’in Terliği, zihnimin kuytularında kalan birçok anıyı su yüzüne çıkardı. Onun o bulunamayan, ve dahi aranmayan terliği gibi birçok anı yer etmiş zihnime o günlere dair. Babam orada 6 ay kalmış meğer, çok sonraları öğrendim. Ancak o bitmek bilmeyen betondan koridor gibi çok uzun gelmişti bana bizden ayrı kaldığı süre.

Elimizde sadece tek bir fotoğraf var o günlerden kalma. Kardeşim ve Zeki adındaki bu abi. Ve fotoğrafın arkasına düşülmüş bir not. “Hatırlamak ve sıkı tutmak için” buraya bırakıyorum.

(Fotoğrafın arkasındaki not: “İnsanlığın, yaradanına isyanla dolu cahilî bir hayata doğru gittiği bu çağda, onları zulumattan,karanlıklardan; Kur’an’ın aydınlığına çıkaracak tevhid meşalesini elinden düşürmeyeceklerden olman ümidiyle… Her zaman bir çocuk kadar saf, temiz ve samimi duygularla dolu bir yaşama sahip olman temennisiyle… Zeki amcan. / Metris.)

WhatsApp Image 2017-12-19 at 08.37.31

One response »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s